Ey sen
Ki şimdi şüpheli bir şekl-i pür-hayâl oldun
Bu semâ-yı mesânın altında!
Gecenin mevti ufku bağlamadan
Susmadan her teneffüs-i zinde,
Ey sen
Ki sönmemiş zer-i zülfünde son ziyâ-yı nehâr,
Bu genç elinle bu yorgun cebîn-i lâlimi sar,
Ve sonra git. Bana bî-va’d olan bu yollar hep
Adımlarınçün açılmış pür-incilâ vü zeheb…
Bırak leyâle bu cism-i garîb ü merdûdu,
Dizim eğildi; soğuk bir deniz gibi zulmet
Ağır ağır boğuyor bende ömr-i bî-sûdu.
Diken ve taşları üstünde bir çetin râhın
Dağıldı nesc-i harîr-i ümîd-i mahrûmum
Ve mutlaka gelecek, gölgelerle şimdi ölüm…
Lâkin sen
Ki gözlerinde güler nûru bir gümüş mâhın
Eğilme, git
Ve eyle gölgede pây-ı şebâbını tesbît...
Beni bir tûde eyleyen zulmet
Sana hüsn-i hayâli nakşedecek:
Oldu çeşmin nücûm ile mâlî,
Onların işti’âl-i seyyâli
Seni gûyâ karanlık üstünde
Etti bir heykel-i ziyâ gibi hak.
Sen git
Ve eyle da’vet-i iklîm-i rûhuna rağbet.
Bu yol, bu yol, bu derin yol ki dâimâ mümted
Bu yol uzun ve benim dizlerim eğildi; gözüm
Kapandı. Da’vet-i yeldâla titriyor rûhum;
Bırak ve git, beni mevt-i leyâle tevdî et.
Büyük, derin ve soğuk bir deniz gibi zulmet
Etti eşkâl-i arzı bî-hareket,
Ve döktü rûhuma rü’yâya benzeyen bir mevt
Büyük, derin ve soğuk bir deniz gibi zulmet:
Lâkin sen
Dudakların yine pür-hande, gözlerin pür-zer
Saçın nücûm ile meşbû’ u müştail yine ter
Bırakma rûhunu düşsün bu öldüren hisse,
Ve git
Ve eyle gölgede pây-ı ümîdini tesbît...
O belde-i zer ü hülyâda bekleyen gözler
“Nerde?” derlerse,
“Ne oldu, nerde o?” derlerse, âh o gözler eğer,
Miyâh-ı sâyede mevt-i fecî’imi anlat.
Ahmet Haşim 1933 yılında öldüğü için bu eserin özgün metni kamu malıdır. Metin Vikikaynak aktarımından alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır.
Zulmet Şiirinin Açıklaması
Şiirde konuşan kişi, akşam göğünün altında belirsiz bir hayal biçimine bürünmüş genç birine seslenir. Ondan, saçlarında günün son ışığı sönmeden genç eliyle kendi yorgun alnını sarmasını ve sonra gitmesini ister; çünkü bu parlak yollar onun adımları için açılmıştır. Kendisinin dizleri bükülmüş, soğuk bir deniz gibi “zulmet”, yani karanlık onu ağır ağır boğmaktadır. Dikenli ve taşlı çetin bir yolda umudunun ipek dokusu dağılmıştır; ölümün mutlaka geleceğini bilir. Buna karşılık karşısındakinin gözlerinde gümüş bir ayın ışığı güler; şair ona eğilmemesini, gitmesini ve gençliğinin adımını gölgede sağlam tutmasını öğütler. Kendisini bir yığına çeviren (“tûde”) karanlığın, yıldızlarla dolu gözleriyle onu bir ışık heykeli gibi göstereceğini söyler. Şiir boyunca “git” çağrısı tekrarlanır: Dudakları gülen, saçları yıldızlarla parlayan bu genç, öldüren duyguya kapılmamalıdır. Son bentte şair, o altın ve hayal beldesinde bekleyen gözler “Nerde?” diye sorarsa, gölge sularında kendi acıklı ölümünün anlatılmasını ister.
Zulmet Ana Fikri
Karanlığın ve ölümün yaklaştığını hisseden insan, yaşama ve umuda henüz sahip olan genç birinden kendisini bırakıp ışığa doğru yoluna devam etmesini ister.
Teması
Karanlık, ölüm ve fedakârlık