Bir vurulmuş ilâhı andırıyor
Suda teskin-i zahm eden bu kamer,
Nısf-ı leylin miyah-ı dûrunda
Yıkanır, dinlenir, durur ve güler..
Eli bazan sükûtu ürkütüyor
Ki miyah illerinde hâbide,
Ediyor bazı kuşları davet,
Ah! O kuşlar ki şimdi bîhareket
Suların ateşinde sallanıyor..!
Zühalî bir cidalin âsarı:
Gizli bir kavs-i bitenâhiden
Oklar indikçe —aksi âlem-i dûr—
O muzi cüsse-i ilâhiden
Suya bir hun-u ateşin akıyor...
Ahmet Haşim 1933 yılında öldüğü için bu eserin özgün metni kamu malıdır. Metin Vikikaynak aktarımından alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır.
Batan Ayın Kenarına Satırlar Şiirinin Açıklaması
Şiir, suya yansıyan ayı vurulmuş bir tanrıya benzeterek açılır: “Bir vurulmuş ilâhı andırıyor”. Kamer, yani ay, suda yarasını dindirmektedir (“teskin-i zahm”); gece yarısının uzak sularında yıkanır, dinlenir, durur ve güler. İkinci bentte ayın eli zaman zaman sessizliği ürkütür ve uyuyan su ülkelerindeki bazı kuşları çağırır; o kuşlar ise şimdi hareketsiz biçimde “suların ateşinde” sallanmaktadır. Son bent bu manzarayı Zühal'e (Satürn) ait bir savaşın izleri olarak görür: Gizli ve sonsuz bir yaydan oklar indikçe, parlak ilahi gövdeden suya ateşli bir kan akar. Haşim'in kapalı imgeleri, ayın sudaki kızıl yansımasını efsanevi bir yaralanma sahnesine çevirir; şiir kesin bir olay anlatmaktan çok, ay ışığının suya düşüşünü bir savaş ve yara tablosu gibi okumaya çağırır.
Batan Ayın Kenarına Satırlar Ana Fikri
Batan ayın suya düşen kızıl ışığı, vurulup yarası kanayan bir tanrının görüntüsüne dönüşerek doğa manzarasını efsanevi bir trajediye çevirir.
Teması
Ay, su ve yaralanma