Aşkın bu karanlık gecesinde
Bülbül yine vahşi müterennim,
Mecnûnunu terk etti mi Leylâ?
Vahşî sesi, firkat sesi sandım.
Aşkın bu karanlık gecesinde
Hicrânımı duydum, seni andım,
Firkat-zede bülbül gibi yandım.
Ahmet Haşim 1933 yılında öldüğü için bu eserin özgün metni kamu malıdır. Metin Vikikaynak aktarımından alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır.
Karanlık Şiirinin Açıklaması
İki bentten oluşan şiir “Aşkın bu karanlık gecesinde” dizesiyle açılır ve bu dize ikinci bentte tekrarlanır. İlk bentte bülbül yine vahşi bir sesle şakımaktadır (“müterennim”); şair, Leylâ'nın Mecnun'unu bırakıp bırakmadığını sorar, çünkü bülbülün sesini bir ayrılık (“firkat”) sesi sanmıştır. Leylâ ile Mecnun burada ayrılık acısının bilinen simgeleri olarak anılır. İkinci bentte konuşan kişi kendi ayrılığını duyduğunu, sevgiliyi andığını ve ayrılığa uğramış bir bülbül gibi yandığını söyler. Şiir, bülbülün gece ötüşüyle şairin iç dünyası arasında bir benzerlik kurar: Dışarıda duyulan vahşi ses, içerideki hasretin yankısı olur. Karanlık gece de aşkın umutsuz ve yalnız yüzünü simgeler.
Karanlık Ana Fikri
Aşkın karanlık gecesinde bülbülün sesi, şaire kendi ayrılık acısını hatırlatır ve onu sevgilisini anarak yanan bir âşığa çevirir.
Teması
Ayrılık ve hasret