Ağaçların seherî zirvesinde titreşiyor
Tuyûr-ı fâniye-i âlem-i tahayyül ü hâb.
Semâyı kaplayacak, şimdi, gâzeler gibi nûr
Zavallılar kalacaklar esîr-i ufk-ı türâb.
Ve onların gözü eyler nücûm-ı fecre itâb
Ve onların sesi eyler "nihayet"i işrâb...
Ahmet Haşim 1933 yılında öldüğü için bu eserin özgün metni kamu malıdır. Metin Vikikaynak aktarımından alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır.
Seher Şiirinin Açıklaması
Üç beyitten oluşan şiir, seher vaktinde, yani tan ağarırken ağaçların tepesinde titreşen kuşları anlatır. Bu kuşlar hayal ve uyku dünyasının ölümlü kuşları (“Tuyûr-ı fâniye-i âlem-i tahayyül ü hâb”) olarak tanımlanır. İkinci beyitte gökyüzünü birazdan allık (“gâze”) gibi bir ışığın kaplayacağı, bu zavallıların ise toprak ufkunun esiri olarak kalacakları söylenir. Son beyitte bu kuşların gözlerinin şafak yıldızlarına sitem ettiği, seslerinin de bir “nihayet”i, yani sonu üstü kapalı biçimde sezdirdiği (“işrâb”: ima etme) anlatılır. Şiir, gecenin hayal ve uyku dünyasının sabah ışığıyla sona erişini bu ölümlü kuşlar aracılığıyla anlatıyor gibidir. Sabah burada bir başlangıçtan çok, düşlerin bittiği ve yere bağlı gerçekliğin başladığı an olarak görünür.
Seher Ana Fikri
Sabahın gelişi gecenin hayal ve uyku dünyasını sona erdirir; düş kuşları ışık karşısında toprağa bağlı kalıp sitem eder.
Teması
Sabah ve düşlerin sonu