Dönsek mi bu aşkın şafağından,
Gitsek mi ekâlîm-i leyâle?
Bizden daha evvel erişenler,
Ağlar bugün evvelki hayâle...
Dönmek mi? Ne mümkün geri dönmek,
Düştüyse gönüller bu melâle?
Bir eldir ufuklardan uzanmış,
Zulmet bizi çekmekte visâle...
Ahmet Haşim 1933 yılında öldüğü için bu eserin özgün metni kamu malıdır. Metin Vikikaynak aktarımından alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır.
Şafakta Şiirinin Açıklaması
İki dörtlükten oluşan şiir, aşkın şafağında, yani başlangıcında duran birinin kararsızlığıyla açılır: Bu aşkın şafağından geri mi dönmeli, yoksa gecelerin ülkelerine (“ekâlîm-i leyâl”) mi gitmeli? Bizden önce bu yola erişenlerin bugün eski hayallerine ağladığı söylenir. İkinci dörtlükte soru kesin bir cevapla karşılanır: Gönüller bir kez bu hüzne (“melâl”) düştüyse geri dönmek mümkün değildir. Ufuklardan uzanmış bir el gibi karanlık (“zulmet”), onları kavuşmaya (“visâl”) doğru çekmektedir. Şiir aşkı hem kaçınılmaz bir çekim hem de karanlığa doğru bir yolculuk olarak gösterir. Önce gidenlerin ağlaması bu yolun acıyla sonuçlanabileceğini sezdirse de dönüş artık imkânsızdır. Şafak ile gece, başlangıç ile son burada iç içe geçer.
Şafakta Ana Fikri
Aşka bir kez düşen gönül, önceki âşıkların acısını bilse de geri dönemez; aşk onu karanlığa ve kavuşmaya doğru çeker.
Teması
Aşkın kaçınılmazlığı