Firâz-ı zirve-i Sinâ-yı kahra yükselerek
Oradan,
Oradan düşmek, ölmek istiyorum
Cevf-i ye's-âşinâ-yı hüsrana...
Titrek
Parıltılarla yanan bir mesâ-yı mezbaha-renk
Dağılırken suhûr-u uryâna
Firâz-ı zirve-i Sinâ-yı kahra yükselerek
Oradan,
Oradan düşmek, ölmek istiyorum
Cevf-i ye's-âşinâ-yı hüsrana...
Kanlı bir gömlek
Gibi hârâ-yı şemsi arkamdan
Alıp sürükleyerek
O dem ki refref-i hestîye samt olur kaim
Ve bir günün dem-i âlâyiş-i zevâlinde
Sürüklenir sular âfâka şu'le halinde
O dem ki kollar açar cism-i na-ümide adem,
Bir derin sesle "Haydi!" der uçurum,
O dem,
Firâz-ı zirve-i Sinâ-yı kahra yükselerek
Oradan,
Savt-ı ümmîd-i kalbi dinlemeden
Cevf-i hüsrana düşmek istiyorum.
Ahmet Haşim 1933 yılında öldüğü için bu eserin özgün metni kamu malıdır. Metin Vikikaynak aktarımından alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır.
Ölmek Şiirinin Açıklaması
Tek bent hâlindeki şiirde konuşan kişi, kahrın Sina'sına (“Sinâ-yı kahr”) benzettiği bir zirvenin en yüksek yerine çıkıp oradan umutsuzluğa alışık bir hüsran çukuruna düşmek, ölmek istediğini söyler. Şiir bu dileği nakarat gibi tekrarlar. Arka planda titrek parıltılarla yanan, mezbaha renkli bir akşam vardır; ışık çıplak kayalara dağılmaktadır. Konuşan kişi güneşin dalgalı ipek kumaşını (“hârâ-yı şems”; hâre: üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş) kanlı bir gömlek gibi arkasından sürükleyerek o zirveye çıkmayı düşler. Günün batış anında sular ufka alev hâlinde sürüklenirken, yokluk (“adem”) umutsuz bedene kollarını açar ve uçurum derin bir sesle “Haydi!” der. Şiir, kalbin umut sesini dinlemeden hüsran çukuruna düşme isteğiyle biter. Haşim'in kanlı akşam imgeleri, burada umutsuzluğun ve ölüm isteğinin görkemli bir sahnesine dönüşür.
Ölmek Ana Fikri
Derin bir umutsuzluk içindeki insan, kalbin umut sesini duymazdan gelerek acının doruğundan yokluğa düşmeyi ister.
Teması
Umutsuzluk ve ölüm isteği