İçeriğe geç

Şark Şiiri

Mehmet Âkif Ersoy · İlk yayın: Safahat 7. kitap Gölgeler (1933); şiirin altında: İstanbul, 19 Eylül 1334 (1918) · 46 dize

PDF İndir

Musallat, hiç göz açtırmaz da Garb’ın kanlı kâbusu,
Asırlar var ki, İslam’ın muattal, beyni, bâzusu,
“Ne gördün, Şark’ı çok gezdin? ” diyorlar. Gördüğüm yer yer

Harap iller, serilmiş hânümanlar, başsız ümmetler,
Yıkılmış köprüler, çökmüş kanallar, yolcusuz yollar,
Buruşmuş çehreler; tersiz alınlar; işlemez kollar;
Bükülmüş beller, incelmiş boyunlar, kaynamaz kanlar,
Düşünmez başlar, aldırmaz yürekler, paslı vicdanlar;
Tegallüpler, esaretler, tahakkümler, mezelletler;
Riyâlar, türlü iğrenç iptilâlar, türlü illetler;
Örümcek bağlamış, tütmez ocaklar; yanmış ormanlar;
Ekinsiz tarlalar, ot basmış evler, küflü harmanlar;
Cemaatsiz imamlar, kirli yüzler, secdesiz başlar;
“Gazâ” nâmiyle dindaş öldüren biçare dindaşlar;
Ipıssız âşiyanlar; kimsesiz köyler; çökük damlar;
Emek mahrumu günler; fikr-i ferdâ bilmez akşamlar! ...

Geçerken, ağladım geçtim; dururken ağladım durdum;
Duyan yok, ses veren yok, bin perişan yurda başvurdum.
Mezarlar, âhiretler, yükselen karşımda dûradûr;
Ne topraktan güler bir yüz, ne göklerden güler bir nûr?
Derinlerden gelir feryadı yüz binlerce âlâmin;
Ufuklar bir kızıl çember, bükük boynunda İslâm’ın!
Göğüsler hırlayıp durmakta, zincirler daralmakta;
Bunalmış kalmış üç yüz elli milyon, cansa gırtlakta!
İlâhi! Gördüğüm âlem mi insaniyetin mehdi?
Bütün umranı tarihin bu çöllerden mi yükseldi?
Şu zâirsiz bucaklar mıydı Vahdaniyetin yurdu?
Bu kumlardan mı, Allah’ım, nebiler fışkırıp durdu?
Henüz tek berk-ı iman çakmadan cevvinde dünyanın,
Bu göklerden mi, Yârap, coştu, sağnak sağnak, edyanın?
Serendip’ler şu sahiller mi, cûdiler bu dağlar mı?
Bu iklimin mi İbrahim’e yol gösterdi ecramı?
Haremler, beyt-i Makdisler bu topraktan mı yoğruldu?
Bu vâdiler mi dem tuttukça bihûş etti DÂVÛD’u?
Hirâ’lar, Tûr-u Sinâ’lar bu afakın mı şehkarı?
Bu taşlardan mı, yer yer, taştı Ruh-ullah’ın esrarı?

Cihanın garb’ı vahşet-zâr iken, Şark’ında karnak’lar,
Haremler, Sedd-i Çinler, Tak-ı Kisrâlar, Havernaklar,
İrem’ler, Sûr-u Bâbil’ler semâ-peymâ değil miydi?
O maziler, İlâhi, bir yıkık rüyâ mıdır şimdi?
Ne yapsın, nâ-ümid olsun mu Şark’ın intibahından?
Perişan rûhumuz, hâip, dönerken Bâr-gahından?

Bu haybetten usandık biz, bu hüsran artık elversin!
İlâhi, nerde bir nefhan ki, donmuş hisler ürpersin,
Serilmiş sineler, kâbusu artık silkip üstünden.
“HAYAT ELBETTE HAKKIMDIR!” desin, dünya “DEĞİL!” derken-

Mehmet Âkif Ersoy 1936 yılında öldüğü için bu eserin özgün metni kamu malıdır. Metin Vikikaynak aktarımından alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır.

Şark Şiirinin Açıklaması

Şiir, Batı'nın kanlı kâbusunun asırlardır İslâm'ın beynini ve kolunu işlemez hâle getirdiği tespitiyle açılır. Şaire Doğu'yu çok gezdiği için ne gördüğü sorulur; o da gördüklerini uzun bir sayımla sıralar: harap iller, yıkılmış yuvalar, başsız ümmetler, yıkılmış köprüler, çökmüş kanallar, yolcusuz yollar; düşünmeyen başlar, paslı vicdanlar; tahakkümler, esaretler, illetler; tütmeyen ocaklar, ekinsiz tarlalar, cemaatsiz imamlar, “Gazâ” adına dindaşını öldüren dindaşlar, yarını düşünmeyen akşamlar. Şair geçerken ağladığını, bin perişan yurda başvurduğu hâlde ses veren bulamadığını söyler; ufuklar İslâm'ın bükük boynunda kızıl bir çember gibidir, üç yüz elli milyon insan bunalmıştır. Ardından Tanrı'ya sorular yöneltir: İnsanlığın beşiği, peygamberlerin fışkırdığı, İbrahim'e yol gösteren, Hira'ların ve Tur-ı Sina'ların bulunduğu topraklar bu çöller midir? Batı vahşet yurduyken Doğu'da Karnak'lar, Çin Seddi, Kisra Kemeri, Babil surları yükselmemiş miydi; o geçmiş yıkık bir rüya mı olmuştur? Şiir umutsuzluğa teslim olmayan bir duayla biter: Donmuş hisleri ürpertecek bir nefes istenir ki serilmiş göğüsler kâbusu silkip atsın ve dünya “DEĞİL!” derken “HAYAT ELBETTE HAKKIMDIR!” desin.

Şark Ana Fikri

Bir zamanlar medeniyetin ve peygamberlerin yurdu olan Doğu bugün yıkım ve uyuşukluk içindedir; şair onun yeniden dirilip yaşama hakkını savunması için dua eder.

Teması

Doğu'nun çöküşü ve diriliş umudu

Mehmet Akif Ersoy'un Diğer Şiirleri

Tüm Mehmet Âkif Ersoy şiirleri →