Bir Arıza Şiiri
Mehmet Âkif Ersoy · İlk yayın: Safahat 7. kitap Gölgeler (1933); şiirin altında: Hilvan, 1 Ağustos 1929 · 45 dize
Ey bâd-ı sabâ uğrayacaksın ya şimâle?
Bilmem, bir işim var, sana etsem mi havâle?
Vaktâ ki sekiz yüz mili bir nefhada geçtin;
Vaktâ ki bizim yerleri rü'yâ gibi seçtin;
Dikkatle bakın: Marmara'nın göğsüne yatmış,
Sırtındaki örtüyse bütün zümrüde batmış,
Bir, Heybeli, derler - bileceksin - ada vardır.
Etrâfı da az çok ona benzer adalardır...
Gördün ya? Evet. Şimdi bu sâhilde biraz dur:
Herkes gibi Abbas Paşa'nın köşküne başvur.
Sen yolcu adamsın, bakan olmaz ki kusûra...
Arz ettirerek ismini, çıktın mı huzura
Hilvanlıların hepsinin ihlâsını, ilkin,
Bir bir sayıver. Bitti mi defter, de ki:
“Lâkin,
Mevzun düşürür saçmayı bir saçma adam var.
Manzûm sayıklar gibi manzûme sayıklar!
Zannım, mütekâid şuarâdan olacak ki:
Hiçbir yenilik yok herifin her şeyi eski.
Hâlâ ne sakaldan geçebilmiş, ne bıyıktan;
Âsârı da memnun görünür köhne kılıktan.
Hicrî, kamerî ayları ezber sayar amma,
Yirminci asır zihnine sığmaz ne muamma!
Ma'mûre-i dünyâyı dolaştıysa da, yer yer,
Son son, "Hadi sen, kumda biraz oyna!" demişler.
Yâhu! Sorunuz bir. Bakalım tâkati var mı?
Kaynarken adam oynamak ister mi? Sarar mı?
Ey Heybeli iklîmine kıştan çekilenler,
Ey Afrika temmûzunu efsâne bilenler.
Ey yağ gibi üç çifte kayıklarla kayanlar,
Ey Maltepe'den Pendik'i bir hamle sayanlar!
Ey çamların altında serilmiş, uzananlar!
Ey her nefes aldıkça ömürler kazananlar!
Siz, camları örter, sakınırken cereyandan;
Biz, bodruma sarkar da kaçarken galeyandan!
Siz, mercanın a'lâsını attıkça şişerken;
Biz, kumda çirozlar gibi piştikçe pişerken!
Siz, Marmara âfâkını dürbünle süzerken;
Biz, poyrazı görsek diye, damlarda gezerken!
Siz, yelkeni açmış, suyun üstünden akarken;
Biz küplere binmiş, size hasretle bakarken!
İnsâf ediniz: Kopmayacak, şey mi kıyâmet?
Elbette kopar. Dinle Paşam, ceddine rahmet:
Ben Heybeli'den vazgeçerim şimdilik, ancak,
Üç beş gün için pek hoş olur Remle'de kalmak.
Mehmet Âkif Ersoy 1936 yılında öldüğü için bu eserin özgün metni kamu malıdır. Metin Vikikaynak aktarımından alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır.
Bir Arıza Şiirinin Açıklaması
Başlıktaki “arıza”, eski dilde büyüğe sunulan dilekçe ya da mektup anlamına gelir. Şiirde şair, sabah rüzgârına (“bâd-ı sabâ”) seslenerek ona bir iş havale etmek ister. Sekiz yüz mili bir solukta geçen rüzgârdan, Marmara'nın göğsüne yatmış, yeşile bürünmüş Heybeliada'ya uğrayıp Abbas Paşa'nın köşküne başvurmasını ister. Rüzgâr önce Hilvanlıların bağlılığını tek tek saymalı, sonra “bir saçma adam”ı anlatmalıdır: Manzum sayıklayan, her şeyi eski, hâlâ sakaldan bıyıktan geçemeyen, hicrî ayları ezbere sayan ama yirminci asrı anlamayan, dünyayı dolaşsa da sonunda “kumda biraz oyna” denerek bir kenara bırakılmış biridir. Bu tarifin şairin kendisine takılması olarak okunması mümkündür. Ardından şiir Heybeli'de yazı geçirenlerle sıcakta kavrulanları karşılaştırır: Onlar çamların altında uzanır, camları cereyandan korurken “biz” bodruma kaçarız; onlar Marmara'yı dürbünle seyrederken “biz” poyrazı görmek için damlarda gezer, “kumda çirozlar gibi” pişeriz. Şair sonunda Paşa'ya Heybeli'den şimdilik vazgeçtiğini, ama üç beş gün Remle'de kalmanın pek hoş olacağını söyler.
Bir Arıza Ana Fikri
Sıcakta bunalan şair, serin Heybeliada'daki dostuna esprili bir dille hâlini anlatıp birkaç gün serin bir yerde kalma dileğini iletir.
Teması
Mizah ve dostça bir dilek