İçeriğe geç

Leylâ Şiiri

Mehmet Âkif Ersoy · İlk yayın: Safahat 7. kitap Gölgeler (1933); şiirin altında: Ankara, Nisan 1338 (1922) · 48 dize

PDF İndir

"Barındırmaz mısın koynunda, ey toprak?" derim, "yer pek";
Döner, imdâdı gökten beklerim, heyhât, "gök yüksek".
Bunaldım kendi kendimden, zamân ıssız, mekân ıssız;
Ne vahşetlerde bir yoldaş, ne zulmetlerde tek yıldız!
Cihet yok: Sermedî bir seddi var karşında yeldânın;
Düşer, hüsrâna, kalkar, ye'se çarpar serserî alnın!
Ocaksız, vâhalar, çöller; sağır, vâdîler, enginler;
Aran: Beynin döner boşlukta; haykır: Ses veren cinler!
Şu vîran kubbe, yıllardır, sadâdan dûr, ışıktan dûr;
İlâhî, yok mu âfâkında bir ferdâya benzer nûr?
Ne bitmez bir geceymiş! Nerden etmiş Şark'ı istîla?
Değil canlar, cihanlar göçtü hilkatten, bunun, hâlâ,
Ezer kâbûsu, üç yüz elli, dört yüz milyon îmânı;
Boğar girdâbı her devrinde milyarlarca sâmânı!
Asırlardır ki, İslâm'ın bu her gün çiğnenen yurdu,
Asırlar geçti, hâlâ bekliyor ferdâ-yı mev'ûdu!
O ferdâ, istemem, hiç doğmasın "ferdâ-yı mahşer"se...
Hayır, kudretli bir varlıkla mü'minler mübeşşerse;
Bu kat kat perdeler, bilmem, neden sıyrılmasın artık?
Niçin serpilmesin, hâlâ, ufuklardan bir aydınlık?
O "aydınlık" ki, sönmek bilmeyen ümmîd-i işrâkı,
"Vücûdundan peşîman, ölmek ister" sandığın Şark'ı,
Füsünkâr iltimâ'âtıyle döndürmüş de şeydâya;
Sürükler, bunca yıllardır, o sevdâdan bu sevdâya.

Hayır! Şark'ın, o hodgâm olmayan Mecnûn-i nâ-kâmın,
Bütün dünyâda bir Leylâ'sı var: Âtîsi İslâm'ın.
Nasıldır mâsivâ, bilmez; onun fânîsidir ancak;
Bugün, yâdıyle müstağrak yarın, yâdında müstağrak!
Gel ey Leylâ, gel ey candan yakın cânan, uzaklaşma!
Senin derdinle canlardan geçen Mecnun'la uğraşma!
Düşün: Bîçârenin en kahraman, en gürbüz evlâdı,
Kimin uğrunda kurbandır ki, doğrandıkça doğrandı?
Şu yüz binlerce sönmüş yurda yangınlar veren kimdi?
Şu milyonlarca öksüz, dul kimin boynundadır şimdi?
Kimin boynundadır serden geçip berdâr olan canlar?
Kimin uğrundadır, Leylâ, o makteller, o zindanlar?
Helâl olsun o kurbanlar, o kanlar, tek sen ey Leylâ,
Görün bir kerrecik, ye's etmeden Mecnûn'u istîlâ.

Niçin hilkat zemîninden henüz yüksekte pervâzın?
Şu topraklarda, şâyed, yoksa hiç imkân-ı i'zâzın,
Şafaklar ferş-i râhın, fecr-i sâdıklar çerâğındır;
Hilâlim, göklerin kalbinde yer tutmuş, otâğındır;
Ezanlar nevbetindir: İnletir eb'âdı haşyetten;
Cihâzındır alemler, kubbeler, inmiş meşiyyetten;
Cemâ'atler kölendir. Kâ'be'ler haclen... Gel ey Leylâ;
Gel ey candan yakın cânan ki gâiblerdesin, hâlâ!
Bu nâzın elverir, Leylâ, in artık in ki bâlâdan,
Müebbed bir bahâr insin şu yanmış yurda, Mevlâ'dan.

Mehmet Âkif Ersoy 1936 yılında öldüğü için bu eserin özgün metni kamu malıdır. Metin Vikikaynak aktarımından alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır.

Leylâ Şiirinin Açıklaması

Üç bölümden oluşan şiirin ilk bölümünde konuşan kişi derin bir sıkışmışlık içindedir: Toprağa sığınmak ister, yer pektir; gökten yardım bekler, gök yüksektir. Zaman da mekân da ıssızdır; ne bir yoldaş vardır, ne de karanlıkta bir yıldız. Asırlardır Doğu'yu kaplayan bu bitmeyen gecenin üç yüz elli, dört yüz milyon imanı ezdiğini, İslâm'ın her gün çiğnenen yurdunun hâlâ vaat edilen yarını beklediğini söyler. İkinci bölümde bu bekleyişe bir ad verilir: Doğu, bencil olmayan ve muradına erememiş bir Mecnun'dur; onun bütün dünyada bir tek Leylâ'sı vardır: “Âtîsi İslâm'ın”, yani İslâm'ın geleceği. Şair Leylâ'ya uzaklaşmamasını, onun uğruna doğranan evlatları, yakılan yurtları, öksüzleri, dulları, darağacına çıkan canları ve zindanları düşünmesini ister; bütün bu kurbanlar helâl olsun, yeter ki Mecnun'u umutsuzluk sarmadan bir kez görünsün. Son bölümde Leylâ'nın neden hâlâ yükseklerde uçtuğunu sorar; şafakların onun yolunun döşemesi, hilâlin otağı, ezanların nöbeti olduğunu söyleyerek onu çağırır; nazı yeter, artık yükseklerden insin ki bu yanmış yurda Mevlâ'dan ebedî bir bahar insin, der.

Leylâ Ana Fikri

Asırlardır karanlıkta kalan Doğu, bir âşığın sevgilisini beklediği gibi İslâm dünyasının aydınlık geleceğini bekler; bütün fedakârlıklar bu umut içindir.

Teması

İslâm dünyasının geleceği

Mehmet Akif Ersoy'un Diğer Şiirleri

Tüm Mehmet Âkif Ersoy şiirleri →