İstanbul'da, Boğaziçi'nde,
Bir fakir Orhan Veli'yim;
Veli'nin oğluyum,
Târifsiz kederler içinde.
Urumelihisarı'na oturmuşum;
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum:
"İstanbul'un mermer taşları;
Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları;
Gözlerimden boşanır hicran yaşları;
Edalım,
Senin yüzünden bu hâlim."
"İstanbul'un orta yeri sinama;
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama;
El konuşur, sevişirmiş; bana ne?
Sevdalım,
Boynuna vebâlim."
İstanbul'da, Boğaziçi'ndeyim;
Bir fakir Orhan Veli;
Veli'nin oğlu;
Târifsiz kederler içindeyim.
Orhan Veli Kanık 1950 yılında öldüğü için bu eserin özgün metni kamu malıdır. Metin Vikikaynak aktarımından alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır.
İstanbul Türküsü Şiirinin Açıklaması
Adından da anlaşıldığı gibi türkü biçiminde yazılan bu şiirde şair kendi adını şiirin içine yerleştirir: “Bir fakir Orhan Veli'yim”. İstanbul'da, Boğaziçi'nde, Rumelihisarı'nda oturup türkü tutturan konuşan kişi “Târifsiz kederler içinde”dir. Tırnak içindeki iki bölüm, halk türkülerinin söyleyişini taklit eder: İstanbul'un mermer taşları, başa konan martılar, boşanan hicran yaşları ve bu hâlin sorumlusu olan edalı bir sevgili. Gariplik ve mahzunluğun anneye duyurulmaması istenir. Halk şiirinde ozanın adını son dörtlükte anması geleneğine benzer biçimde, şair kendini bir türkü kahramanına dönüştürür. Şiir, aşk acısını İstanbul manzarasıyla ve hafif bir mizahla birleştirir.
İstanbul Türküsü Ana Fikri
İstanbul'da Boğaziçi kıyısında oturan şair, aşk acısını ve yalnızlığını halk türküsü diliyle dile getirir.
Teması
İstanbul ve aşk acısı