Hüsran Şiiri
Mehmet Âkif Ersoy · İlk yayın: Safahat 7. kitap Gölgeler (1933); şiirin altında: İstanbul, Teşrînievvel 1335 (Ekim 1919) · 12 dize
Ben böyle bakıp durmayacaktım, dili bağlı,
İslam'ı uyandırmak için haykıracaktım.
Gür hisli, gür imanlı beyinler coşar ancak,
Ben zaten uzun boylu düşünmekten uzaktım!
Haykır! 'Kime, lakin? Hani sahibleri yurdun?
Ellerdi yatanlar, sağa baktım, sola baktım;
Feryâdımı artık boğarak, naş'ımı tuttum,
Bin parça edip şi'rime gömdüm de bıraktım.
Seller gibi vadiyi eninim saracakken,
Hiç çağlamadan, gizli inen yaş gibi aktım.
Yoktur elemimden şu sağır kubbede bir iz;
İnler 'Safahat'ımdaki Hüsran bile sessiz!
Mehmet Âkif Ersoy 1936 yılında öldüğü için bu eserin özgün metni kamu malıdır. Metin Vikikaynak aktarımından alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır.
Hüsran Şiirinin Açıklaması
On iki dizelik şiirde şair, kendi suskunluğunu acı bir hesaplaşmayla anlatır. Böyle dili bağlı hâlde bakıp durmayacağını, İslâm'ı uyandırmak için haykıracağını söyler. Ama ancak gür hisli, gür imanlı beyinlerin coşabildiğini, kendisinin ise uzun boylu düşünmekten uzak olduğunu ekler. Haykırmaya niyetlendiğinde “Kime, lakin?” sorusuyla karşılaşır: Yurdun sahipleri nerededir? Sağına soluna baktığında yatanların yabancı (“Eller”) olduğunu görür. Bunun üzerine feryadını boğup cesedini tutmuş, bin parça edip şiirine gömmüştür. Seller gibi vadiyi saracak olan iniltisi çağlamadan, gizlice inen bir gözyaşı gibi akmıştır. Şiir, bu sağır kubbede acısından hiçbir iz kalmadığını söyleyip “İnler 'Safahat'ımdaki Hüsran bile sessiz!” dizesiyle biter; şair, kendi kitabındaki hüsranın bile sessizce inlediğini söyleyerek sesinin duyulmadığı duygusunu dile getirir. Safahat'ın son kitabı Gölgeler'de yer alan şiir Ekim 1919 tarihlidir.
Hüsran Ana Fikri
İslâm dünyasını uyandırmak isteyen şair, sesini duyacak kimse bulamayınca feryadını şiirine gömer; ama bu şiir de sessiz kalır.
Teması
Suskunluk ve hayal kırıklığı