İçeriğe geç

Düzüldü uçsuz bucaksız alay,
Çıngıraklar çalar kapılarda.
Düzül uçsuz bucaksız alay,
Bak, son hasad başladı rüzgârda.

Okundan ayrılmak üzere yay,
Kuyuların ağzı genişledi.
Okundan ayrılmak üzere yay,
Korku tâ kemiğime işledi.

Savruluyor gökyüzünde buğday,
Gölgeler uzaklaşıyor yerde.
Savruluyor gökyüzünde buğday,
Tanrım! Tanrım! Bir deva bu derde.

Düzüldü uçsuz bucaksız alay,
Çıngıraklar çalar kapılarda.
Düzüldü uçsuz bucaksız alay,
Bak, son hasad başladı rüzgârda.

Undan bize de pay, bize de pay,
Koşun, buğday dağıtıyor Yusuf.
Undan bize de pay, bize de pay,
Çökmeden sonu gelmiyen küsuf

Eriyecek tencerede kalay,
Çocuklar ağlaşmasınlar dağda.
Eriyecek tencerede kalay,
Yetişmiyecek Ömer imdada.

Altında aynı eyer, aynı tay;
Arayıcısı herkes bir sesin.
Altında aynı eyer, aynı tay;
Seferi aynı köye herkesin.

Artık kuruldu bu kervansaray,
Boşuna düşünür ihtiyarlık.
Artık kuruldu bu kervansaray,
Şimdi seslerle dolu mezarlık.

Orhan Veli Kanık 1950 yılında öldüğü için bu eserin özgün metni kamu malıdır. Metin Vikikaynak aktarımından alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır.

Buğday Şiirinin Açıklaması

Orhan Veli'nin çoğu şiirinden farklı olarak “Buğday”, kafiyeli ve nakaratlı dörtlüklerle kurulmuştur. Her dörtlükte ilk ve üçüncü dize tekrarlanır; “alay, yay, buğday, kalay” gibi kafiyeler sesi pekiştirir. Uçsuz bucaksız bir alay, kapılarda çalan çıngıraklar, rüzgârda başlayan son hasat ve iliklere işleyen korku, bir kıtlık ya da felaket havası yaratır. Buğday dağıtan Yusuf, undan pay isteyenler, bitmek bilmeyen tutulma ve dağda ağlaşan çocuklar bu havayı derinleştirir. Son dörtlükte kurulan kervansaray ve seslerle dolu mezarlık, herkesin aynı sona yürüdüğünü düşündürür. Şiirin dili simgesel olduğundan anlamı kesin değildir; açlık, ölüm ve ortak yazgı çevresinde okunabilir.

Buğday Ana Fikri

Kıtlık ve felaket havası içinde insanlar ekmek peşinde koşarken hepsi aynı ortak sona doğru ilerler.

Teması

Kıtlık, korku ve ortak yazgı

Orhan Veli'nin Diğer Şiirleri

Tüm Orhan Veli Kanık şiirleri →