İçeriğe geç

Antiseptik Hikâyesi

Ömer Seyfettin · yaklaşık 3 dakikada okunur

PDF İndir

Minimini, güzel, şeytan Bedia'yı ailesi büyük bir adama vermek istiyordu. Halbuki o iki senedir, tıbbiye talebesinden olan kuzeni Namık'la işi pişirmişti. Kendini almayı arzu eden bu büyük adam tek gözlüklü, şık bir büyükelçiydi. "Kırkında var, yok..." diyorlardı. Bedia daha on yedisine girmemişti. Annesinin, babasının, hanımninesinin ısrarlarına biraz karşı geldi. Ağladı, sızladı, amma sonunda mağlup oldu.

— Ben koca herifi ne yapayım? Elli sene Avrupa'da balolarda sürtmüş! dedikçe,

— Haltetmişsin! Otuz sekiz yaşında! Koca dediğin böyle olur. Fenerbahçe kulübünde top oynayan oğlanlara mı varacaksın?

Cevabını alıyordu.

Nişan günü köşke bütün aile efradı çağrılacaktı. Fakat bir gün evvel kuzen geldi. Bedia ile yalnız kaldılar. Evvela dargın dargın bakıştılar. Sonra Namık,

— Yazık sana Bedia! Dedi. Büyükbaban yerinde bir adama varıyorsun.

— Amma mübalağa ha...

— Mübalağa değil! Bir asır yaşında, boyalı bir ihtiyar işte!

— Ne yapayım! Annemin, babamın büyüklük merakı var. Damatları büyükelçi olacak! Hem annem, kırk yaşında bile olmadığına yemin ediyor.

— Allah belasını versin! Bir asır yaşında diyorum. Senin miden nasıl alıyor.

— Ben o kadar ihtiyar görmüyorum. Abanoz gibi siyah düzgün bıyıklar! Tepesi çıplak ama bu da zekaya delalet eder.

Namık güldü,

— Anlaşıldı, dedi, sen abanoz bıyıklara vurulmuşsun! Bu bıyıklar abanoz olmayıp fildişi gibi beyaz olsa yine varır mıydın?

— Varmazdım. Hatta beyaz bıyıklı değil, kır bıyıklı olsa bile varmazdım.

Namık biraz düşündü. Büyükelçi karısı olmak, yabancı başkentlerden saygı, medeniyet görmek hulyasıyla şimdiden kabına sığmayan Bedia fıkırdayıp duruyordu. Namık dedi ki:

— Bende tılsımlı bir su var; onunla nişanlının bıyıklarını yıkatabilirsen, bir asır yaşında olduğunu sana söyleyecek. O vakit de varacak mısın?

— Gevezeliği bırak. Nasıl su o?

— Bir antiseptik...

— Nasıl yıkatayım?

— Gayet kolay! Yarın daha nişan merasimi yapılmazdan evvel onunla yalnız kal.

Bedia bir kahkaha attı:

— Ey?

— Herifi azdır. Seni öpmeye kalkışsın.

— Sonra?

— De ki: "Ben meraklıyım. Evvela dudaklarınızı şu antiseptikle yıkayınız. Sonra istediğiniz kadar müstakbel eşinizi öpünüz."

— Aman, şu antiseptiği getir, dedi, ona ilk defa tam bir Fransız kadını gibi çok eksantrik gözükmek isterim!

Nişan olacağı gün köşke bütün davetliler gelmişti. Namık, Bedia'ya zarif bir şişe verdi. "İşte antiseptik! Haydi gayret!" dedi. Bedia, bu cesaretlendirmeden şuh bir heyecan duydu. Eksantrik görünmek en birinci düşüncesiydi. Ne yaptı yaptı, sefirle salonun yanındaki küçük odada yalnız kaldı. Zavallı diplomatın elini tuttu. Saçlarını okşadı. Dizine süründü. Aşktan, maşktan bahsetti. Zavallıyı iyice azdırdı. Diplomat, gül yağına kondurmak için abanoz bıyıklarını uzatırken,

— Rica ederim, dedi, uslu durunuz.

— Ah...

— Ben meraklıyım. Dudaklarınızı yıkayınız. İstediğiniz kadar öpünüz. Ben artık sizin değil miyim?

— .........

Cevap beklemeden koştu. Dışarı çıktı. Namık'ın verdiği şişeyi getirdi.

— Şurada, pencerenin önünde, dedi.

İştahı kabarmış olan diplomat, bu şuh emre hemen itaat etti. Bedia'nın eline döktüğü su ile güle güle ağzını, bıyıklarını yıkadı. Sonra cebinden çıkardığı ipek mendille kuruladı. Bedia birdenbire,

— A!... diye haykırdı.

— Ne var ruhum?

— Hiç!

Öpmek için yaklaştı. Bedia, sinir darbesine uğramış gibi katılırcasına gülüyordu. Kahkahalarının çirkinliği içinde, minimini parmağıyla,

— Buradan, buradan, diye parlak alnını gösterdi.

Diplomat, bu pembe alnı koklayarak öptü. Bedia, azıcık sükûnet bulunca,

— Siz benim pederimsiniz, dedi.

— Ne demek sevgilim!

Şu aynaya bakınız. Hayaliniz size cevap verecek.... Avrupa'da kadınların eksantrikliğine çok alışkın olan diplomat hiç şaşırmadı. Döndü aynaya baktı. Kendini tanıyamadı. Abanoz bıyıkları fildişi gibi bembeyaz olmuştu. Sarardı, morardı, sonra hâlâ pencerenin yanında gülen Bedia'ya feci bir nazarla baktı:

— Hain! Dedi.

Burnu kanıyormuş gibi mendilini ağzına tutarak salonun ortasından hızla geçti. Portmantodan fesini kaptı. Tek gözlüğünü düşürdü. Bastonunu alamadı. Kendini bahçeye attı. Deli gibi köşkten uzaklaştı.

Müstakbel damatlarının böyle, nişandan evvel, birdenbire kaçışına hiçbir mana veremeyen aile halkı pencerenin dibinde gülen Bedia'nın başına toplandılar.

— Ne yaptın, ne oldu?

Diyorlardı. Bedia,

— Hiçbir şey yapmadım. Şu şişedeki su kaçırdı. Benim kabahatim yok...

Cevabını verdi. Annesi hiddetinden titriyordu.

— O su ne? Çılgın!

Bu sefer Namık cevap verdi:

— Yengeciğim, hiç beyazı olmayan güzel, kumral saçlarınıza siz de biraz sürünüz. Ne olduğunu anlarsınız, dedi...

Ömer Seyfettin 1920 yılında öldüğü için bu eserin özgün metni kamu malıdır. Metin Vikikaynak aktarımından alınmıştır ve CC BY-SA 4.0 lisansıyla paylaşılır.

Antiseptik Özeti

On yedisine henüz girmemiş Bedia'yı ailesi, tek gözlüklü ve şık bir büyükelçiyle evlendirmek ister. Annesi damadın kırk yaşında bile olmadığına yemin eder; oysa Bedia iki yıldır tıbbiye öğrencisi kuzeni Namık'la anlaşmıştır. Ağlayıp sızlasa da sonunda ailesine boyun eğer. Nişandan bir gün önce gelen Namık, büyükelçinin aslında "boyalı bir ihtiyar" olduğunu söyler. Bedia ise adamın abanoz gibi siyah bıyıklarını beğendiğini, bıyıklar beyaz olsa ona varmayacağını itiraf eder.

Namık bunun üzerine elinde tılsımlı bir su, bir "antiseptik" bulunduğunu söyler: Bedia, nişanlısı kendisini öpmek istediğinde ondan önce dudaklarını bu suyla yıkamasını isteyecektir. Kendini bir Fransız kadını gibi eksantrik göstermeye heveslenen Bedia nişan günü diplomatla yan odada yalnız kalır, onu iyice heveslendirir ve suyu getirir. Diplomat ağzını ve bıyıklarını yıkayınca bıyıkları fildişi gibi bembeyaz olur.

Aynada kendini tanıyamayan büyükelçi Bedia'ya "Hain!" diye bağırır, fesini kapıp tek gözlüğünü düşürerek köşkten kaçar. Şaşkın aile Bedia'nın başına toplanır; Bedia kabahatin şişedeki suda olduğunu söyler. Öfkeyle titreyen annesi suyun ne olduğunu sorunca Namık, yengesine kumral saçlarına biraz sürmesini, o zaman ne olduğunu anlayacağını söyler. Böylece annenin de saçlarını boyadığı sezdirilir. Hikâye, ailenin büyüklük merakıyla yapılan zoraki evliliği ve süslenip gençlik taslayanları mizahla eleştirir.

Antiseptik Ana Fikri

Mevki ve gösteriş uğruna gençleri yaşlı kişilerle zorla evlendirmeye kalkmak, boyayla örtülen gerçek ortaya çıkınca gülünç bir başarısızlıkla sonuçlanır.

Antiseptik Karakterleri

KarakterÖzellikleri
BediaOn yedisine girmemiş, güzel ve şeytan bir kızdır. Eksantrik görünme hevesiyle Namık'ın oyununu uygular ve nişanı bozar.
NamıkBedia'nın tıbbiye öğrencisi kuzeni ve sevdiği gençtir. Bıyık boyasını çözen "antiseptik" hilesini kurar, sonunda yengesine de iğneli bir söz söyler.
Büyükelçi (diplomat)Tek gözlüklü, şık, bıyıklarını boyayan yaşlı damat adayıdır. Bıyıkları beyazlayınca rezil olup köşkten kaçar.
Bedia'nın annesiBüyüklük merakıyla kızını büyükelçiye vermek ister, damadın genç olduğuna yemin eder. Namık'ın son sözüyle onun da saçlarını boyadığı anlaşılır.

Teması

Zoraki evlilik ve gösteriş merakı

Ömer Seyfettin'in Diğer Hikâyeleri

Tüm Ömer Seyfettin hikâyeleri →